This page was exported from İstanbul Üniversitesi [ http://iutest.istanbul.edu.tr ]
Export date: Thu Nov 23 14:57:27 2017 / +0000 GMT

İstanbul’un On Bin Yılı



(Yazan: Araş. Gör. Mesut Aytekin, “İstanbul’un On Bin Yılı, İstanbul Üniversitesi Bilim Kültür ve Sanat Dergisi, Sayı:6, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü, Yıl:2011, ss:20-29)

 

Yazının yer aldığı dergiyi okumak için tıklayın:

http://iudergi.istanbul.edu.tr/s6/index.html

 

Yenikapı Kazıları bünyesinde yapılan araştırmalar, 8 bin 500 yıl önce İstanbul’da deniz seviyesinin günümüzden yaklaşık 6 metre daha aşağıda olduğunu bulgularıyla ortaya koyuyor. Yapılan çalışma, İstanbul’un 10 bin yıllık jeolojik ve kültürel yapısının yıllar içinde nasıl değiştiğini gösteren verileri barındırıyor.

 

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü ve Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümü öğretim üye­leri, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Mü­dürlüğü başkanlığında gerçekleştirilen Ye­nikapı Kazıları’nın deniz seviyesi değişimi ile ilgili bölümünü araştırdı. Yenikapı’nın bugünkü deniz seviyesinden yaklaşık 7 m aşağıda bulunan ana kayaya kadar olan çökelleri inceleyen öğretim üyeleri, ara­dan geçen yıllar boyunca denizin nasıl yükseldiğini bulgularıyla ortaya koydular. Proje yürütücüsü Prof. Dr. Oya Algan, 2007 yılında başladıkları “Yenikapı Antik Limanında Jeo-arkeolojik Bir Araştırma: İstanbul’da 10 Bin Yıllık Bir Kültürel ve Je­olojik Mirasın İncelenmesi” adlı araştırma projesini 2010 yılında tamamladıklarını dile getirdi. İÜ Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Deniz Jeolojisi ve Jeofiziği Ana Bilimdalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Algan, kullandıkları yöntemleri ve elde ettikleri sonuçları anlattı.

 

Yenikapı Kazıları ile ilgili çalışmaya nasıl başladınız?

2006’nın sonbaharında, Yenikapı’da­ki kazılarda neolitik insan yerleşimi ka­lıntılarını barındıran seviye ortaya çıktı. Prof. Dr. Mehmet Özdoğan vasıtasıyla Yenikapı’daki gelişmelerden haberim oldu. Yenikapı’ya gittiğimde çok etkilendim; son deniz seviyesinin nasıl yükseldiğini kanıt­layan jeolojik bir istif söz konusuydu. Üni­versitemizin BAP Birimi’nin desteği ile ge­rekli altyapı hazırlıklarını yaparak 2007’de

 

Araştırmada elde ettiğiniz sonuçlar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yenikapı Kazı alanında bizim ekibimiz toplam 18 stratigrafik kesit ölçümü ve yük­sek ayrımlı (2 santim aralıklarla) örnekleme yaparak ortamdaki değişiklikleri inceledi. Toplanan örneklerde ortamın özelliklerini belirleyecek değişik analizler yapıldı, rad­yokarbon tarihlendirmeler için yurt dışına gönderildi. Bu incelemeler sonucunda yu­karıdan aşağıya doğru neler gördüğümüzü kısaca şöyle özetleyebiliriz:

En üst bölümde bir moloz dolgu var (sayfa 26). Bu moloz döküntüsü en üstte beton kalıntıları, altında Osmanlı toprağı içermektedir. Bu dolgunun altında kumlu, kaba taneli, Lykos Deresi’nin getirdiği çökeller yer almaktadır. Bu alüvyal çö­kelin altında, kalınlığı dört beş metreye içerisinde denizel kabuklar olan bir birim bulunmaktadır. Bu birimin içinde Bizans dönemine ait batık gemiler, iskeleler ve günlük yaşamdan ticarete kadar geniş bir alan hakkında bilgi sağlayan pek çok obje ve doğal kalıntı (kemikler) bulunmaktadır. Bu denizel birimin en altını kaba boyutlu, yani çakıl ve yer yer blokların yer aldığı bir seviye teşkil etmekte ve ilk deniz basmasını göstermektedir. İşte bu çakılların aldığı, ilk deniz basmasını gösteren bir seviye teşkil etmektedir. Üzerinde ve içinde Tarih ön­cesi – Neolitik Döneme ait yerleşim izleri bulunmuştur. Denizel birimin altında, bi­zim ‘Temel Kaya’ dediğimiz Miyosen yaşlı birim ve lokal olarak da küçük bir bataklık yer almaktadır. Bu bataklık içinde de Neo­litik Döneme ait mezarlar ve değişik Neo­litik Dönem kalıntıları bulunmuştur. Tüm bu çökeller, jeolojik miras yanı sıra tarih öncesi, Bizans ve Osmanlı Dönemlerinden günümüze kadar geçen yıllarda bölgenin kültürel mirasını da içermekte olmasından dolayı eşsiz bir özelliğe sahiptir.

 

 Siz 10 bin yıl öncesine kadar olan dönemi incelediniz. 10 bin yıl önce bölge ne durumdaydı?

Daha önceki araştırmalardan biliyoruz ki günümüzden 12 bin yıl önce Marmara Denizi’ndeki su seviyesi günümüzden yak­laşık 85 metre daha aşağıdaydı ve Marmara Denizi bir göl halindeydi. Bu dö­nemde Lykos Deresi, Haliç’in bulunduğu yerde bir dere ve diğer dereler bu göle akıyorlardı. 12 bin yıl önce başlayan deniz sevi­yesi yükselimi ile kara halin­de bulunan alanlar su altında kaldı. Yenikapı’da elde edilen verilere göre yaklaşık 8500 yıl önce Neolitik Dönem insanları burada Lykos Deresi ve bir bataklığın kenarında yerleş­mişlerdi. Dal örgü evler ve mezarlar bu yerleşimin en önemli kanıtlarıdır. Prof. Dr. Mehmet Özdoğan kalıntıları diğer yerleşim yerleri ile karşılaştırarak Neolitik Dönem insanlarının burada yaklaşık en az bin yıl kadar yaşadığını tahmin ediyor. Ayrıca bazı mezarlarda hem gömülme hem de yakılma geleneklerinin bir arada bulunuşu farklı inanç sahiplerine ait toplulukların bir arada yaşadığını gösteriyor. Bu durumda yakla­şık 9500 yıl önce deniz seviyesinin daha aşağıda olduğunu, bu bölgeye ulaşmadığı­nı anlıyoruz. Neolitik insan yerleşiminin bulunduğu ve ilk deniz basmasını temsil eden birim günümüz deniz seviyesinden 6-7 metre aşağıda yer alıyor. Gömülmüş olan kemiklerin içinin deniz kumu ile dol­muş olması eniz seviyesinin bu insanlar gömüldükten sonra d bu bölgeye ulaştığı­nı gösteriyor. Radyokarbon tarihlendirme sonuçlarına göre, bölgenin tamamen deniz ile kaplanması yaklaşık 6500-7000 yıl önce gerçekleşmiştir. Yükselen deniz seviyesi Lykos Deresi ağzından içeri kadar sokula­rak bugünkü konumuna yakın bir seviyeye ulaşmıştır. Ancak 3 bin yıl önce küresel su seviyesinin hızının düşmesine bağlı olarak Lykos Deresi kendi yükünü biriktirmeye ve kıyı deniz tarafına doğru ilerlemeye başla­mıştır. Elimize ulaşan tarihi haritalara bak­tığımızda, 15. yüzyıla ait en eski haritada bu devreyi Bizans Dönemi’ndeki adıyla Lykos Deresi (Bayrampaşa Deresi) olarak görebi­liyoruz (sayfa 23). Derenin ağzında gemile­rin girdiği küçük bir koy görünüyor. Daha sonraki haritalarda, 1840’ta yani Osmanlı Dönemi’nde buranın bostan yeri olarak kullanılmış (sayfa 23) ve kıyının düzleşmiş, 1922’de ise ilk kıyının doldurmasının yapıl­mış olduğu görülmektedir.

 

KESİTLER SERGİLENECEK

 

Prof. Dr. Oya Algan yürütücülüğünde gerçekleştirdiğimiz projenin diğer bir amacı, buradaki tarihsel ve jeolojik kayıtları gelecek nesiller için kalıcı hale getirmek ve sergilemekti. Marmaray Projesi faaliyete geçtiği zaman, istasyonlarda, insanlar bu kesitlere bakarak İstanbul’un kültürel yapısında yıllar içinde meydana gelen değişimleri anlayabilecek. İstiyoruz ki elde ettiğimiz verileri İstanbulluların görebileceği şekilde istasyonlarda sunalım ve insanlar İstanbul’a bu anlamda daha çok sahip çıksınlar.

 

Bunun için bölgede yüzeyden itibaren en alt tabakalara yani İstanbul’un 8500 yıllık kültürel yapısına ait verileri kesitler hålinde taşlaştırarak koruma altına aldık. En üstte Osmanlı Dönemi’ne ait olan bostan toprağı yer alıyor; hemen altında Bizans Dönemi’ne, en altta da İstanbul’un tarih öncesi dönemlerine ait kalıntıları içeren çökeller var. Etkin olarak kullanılan Antik Theodosius Limanı, zamanla dolması ve bölgedeki çeşitli diğer faktörlerin etkisiyle liman özelliğini kaybetmiş.

 

Bizans Dönemine ait Antik Theodosius Limanı ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Bizim denizel birim olarak adlandırdığı­mız çökel birimde değişik seviyelerde iske­leler, pek çok seramik parçaları ve batık gemiler bulunmaktadır. Kazı yerinde çalışan arkeologlar bunların hangi dönemlere ait ol­duklarını değerlendiriyorlar. Kabaca 4. yüz­yıldan 11. yüzyıl’a kadar bu malzemeleri jeo­lojik çökel birimde aşağıdan yukarıya doğru düzenli olarak görüyoruz ve bizim tarihlen­dirmelerimiz ile birbirlerine uyuyorlar. Bi­zans Dönemi’nde bu liman belli aralıklar ile dolduğu için tekrar iskeleler yapılmış.

 

Daha önce benzer çalışmalar yapılmış mıydı?

Burada, tarihsel olarak çok özel bir öne­me sahip olan İstanbul gibi bir şehri kal­dırıyorsunuz ve altına bakıyorsunuz. Bu, yapılan çalışmanın önemini artırıyor. Daha önce yapılan başka çalışmalardan, denizin İstanbul kıyılarında 6 bin yıl önce bugünkü seviyeye geldiğini biliyorduk ama elimizde böylesi bir kanıt yoktu.

 

 

YENIKAPI KAZILARI BELGESELE KONU OLDU

 

Denizcilik tarihindeki en önemli keşifler arasında gösterilen Yenikapı’daki “Theodosius Limanı” kazıları bir belgesele konu oldu. İstanbul Arkeoloji Müzeleri başkanlığında sürdürülen kazılarda elde edilen bilimsel veriler, Hannes Schuller’in yönetmenliğini üstlendiği “Konstantinopolis’in Kayıp Limanı” belgeseliyle izleyici ile buluşacak. Belgesel ilk olarak ARTETv (Alman-Fransız Kültür Kanalı), CBC (Kanada Televizyonu) ve Türkiye televizyonlarında gösterime girecek.

 

Yayın süresi 52 dakika olarak planlanan belgeselde Kazı Başkanı Zeynep Kızıltan’ın yanı sıra İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Mehmet Özdoğan (Prehistorya), Prof. Dr. Vedat Onar (Osteo-Arkeoloji) ve Doç. Dr. Ufuk Kocabaş (Gemi Arkeolojisi) ile yapılan röportajlar da yer alıyor.

 

İstanbul Üniversitesi bilim insanları tarafından yürütülen “Gemi Arkeolojisi ve Osteo-Arkeoloji” çalışmalarına detaylı olarak yer verilen belgeselde, görsel efektler ve 3 boyutlu animasyonlar da dikkat çekiyor. Yenikapı’daki deniz surları, liman bölgesi ve batık gemilerin 3 boyutlu görsel canlandırmaları, elde edilen bilimsel verilere bağlı kalarak Tayfun Öner tarafından hazırlandı.

 

 

 

 

 


Post date: 2011-10-12 00:10:32
Post date GMT: 2011-10-12 00:10:32
Post modified date: 2011-12-02 14:50:04
Post modified date GMT: 2011-12-02 12:50:04

Export of Post and Page has been powered by [ Universal Post Manager ] plugin from www.ProfProjects.com