Boğaziçi’nin Tarihi Aydınlanıyor

(Yazan: Araş. Gör. Dr. Özgür Uğraş Akgün, “Boğaziçi’nin Tarihi Aydınlanıyor, İstanbul Üniversitesi Bilim Kültür ve Sanat Dergisi, Sayı:4, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü, Yıl:2010, ss:38-45)

 

Yazının yer aldığı dergiyi okumak için tıklayın:

http://iudergi.istanbul.edu.tr/s4/index.html

 

İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açılan en hakim noktasına inşa edilen Yoros Kalesi’nde İstanbul Üniversiteli arkeolog, sanat tarihçisi ve restoratörler çalışıyor. Bizans ve Osmanlı döneminde kullanılan kalenin, İstanbul’un tarihine ışık tutması bekleniyor.

 

Antik Çağdan itibaren önemini hiç yitirmemiş olan bir bölgede kurulan Yoros Kalesi’nde ilk arkeolojik kazı İstanbul Üniversitesi akademisyenleri tarafından yapılıyor. Sorularımızı yanıtlayan kazı başkanı İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın, çalışmaların detaylarını ve hedeflerini anlattı.

 

Yoros Kalesi’nde çalışmaya ne zaman başladınız?

Kültür Bakanlığı’nın izni ile İstanbul Üniversitesi adına 2005 yılında arkeolojik yüzey araştırması yapmaya başladık. Böylece Boğaziçi’nin Antik ve Orta Çağa ait topografyasını ortaya çıkarmayı amaçladık. Çalışmalarımızın odak noktasındaki Yoros Kalesi’nde bugüne kadar herhangi bir bilimsel çalışma yapılmamıştı ve kale onarıma ihtiyaç duymaktaydı. 2010 yılı Temmuz ayında çalışmalarımıza sanat tarihçisi, arkeolog ve mimarlardan oluşan 20 kişilik bir ekiple başladık.

 

Yoros Kalesi’nin tarihi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yoros Kalesi Antik Çağdan itibaren önemini hiç yitirmemiş bir yerde bulunuyor. Antik Çağda tapınağı ve limanı ile hep ön planda yer almış. Mesela tarihte oldukça ünlü olan Argonotlar’ın bu limana uğramadan, tapınağa adakta bulunmadan Karadeniz’e açılmadıkları biliniyor. Burası Bizans döneminde bir gümrük noktası hâline gelmiş. İmparator Justinianus 6. yy’da bir kontu görevlendirerek buradan geçen gemilerden vergi almaktaymış. Orta Bizans döneminde de yine kontrolü sağlamak amacıyla Yoros Kalesi inşa edilmiş. Yapılış tarihi tam olarak bilinmiyor. 14.yy’da kısa bir dönem için Genovalılar’ın eline geçen kalede ufak çaplı bir restorasyon çalışması yapılmış. Yıldırım Bayezid döneminde Türklerin eline geçen kale, bu dönemden itibaren bir Türk garnizonu olarak kullanılmış. Büyük deniz savaşlarına tanıklık eden kale, savaşlar döneminde de oldukça aktif bir rol üstlenmiş. Boğazın Karadeniz çıkışında Hieron (kutsal yer) olarak bilinen tepenin zirvesinde inşa edilmiş.

 

Tepenin antik dönemlerde de surlarla çevrili olması ve Boğaz’ın Karadeniz’den girişinin doğu tarafına hâkim bir konumda bulunması, Boğaz girişini kontrol etmeye uygun olduğunu gösterir. Böylece hem denizden hem karadan gelebilecek saldırılara karşı bir koruma noktası oluşturulmuştur.

 

Yoros Kalesi’nin arkeolojik olarak önemi nedir?

Yoros Kalesi İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açılan en hâkim noktasına inşa edilmiş ve İstanbul’un ayakta kalan tek Bizans kalesi. Her dönemde farklı amaçlarla kullanım görmüş olması, arkeolojik buluntuların ve verilerin fazla olmasını sağlayacaktır. İstanbul’un bilinen tarihi yarımada çevresi dışındaki tarihine de ışık tutacak niteliktedir. Antik kaynaklar burada Zeus Ourios’a adanmış (Güzel Rüzgârın Zeus’u), adına yapılmış olan bir tapınaktan bahsetmektedir. Karadeniz’e açılacak olan denizcilerin de uğrak yeri olan bu tapınak, On İki Tanrı Tapınağı olarak da biliniyor. Denizciler bu tapınağa uğramadan ve adaklarını sunmadan denize açılmazlardı. Tapınak dışında bazı kaynaklar bu bölgede yaklaşık 300 gemi kapasiteli bir limanın varlığından bahsediyor. Yıldırım Bayezid döneminde bir Türk Garnizonu olarak kullanılıyor. Dolayısıyla kale içinde asker ailelerine ait sivil mimariler, cami ve hamam olduğu biliniyor.

 

Yoros isminin anlamı nedir?

Hieron kelimesi Kutsal, Oros kelimesi ise Tepe demek. “Hieron” ve “Oros” kelimelerinin birleşiminden doğan Yoros ismi Kutsal Tepe anlamına geliyor. Şimdiye kadar neler yapıldı?

 

 

Şimdiye kadar neler yapıldı?

Ne yazık ki Şubat 2010’da Yoros Kalesi’nin önemli bir monogramı çalındı. Kalenin, çalınan bu monogram dışında dört tane daha monogramı bulunuyor. Öncelikli olarak bu monogramların da aynı akıbeti yaşamaması için onarım çalışmaları yapıldı. Duvarlarda yer alan grafitiler ve yazılar uzman restoratörler tarafından temizlendi. Sur duvarları üzerinde ve kale içerisinde sık bir bitki örtüsü bulunmakta idi. Kulelerin üzerinde oluşan ağaç ve yoğun bitki örtüsüne varıncaya kadar titiz bir çevre temizliğine girişildi ve alanda arkeolojik kazı çalışmalarına başlandı. Arkeolojik kazı, onarım ve sağlamlaştırma çalışmalarımızın daha sonraki yıllarda da devam etmesini planlıyoruz.

 

Hedefleriniz nelerdir?

Bizim Yoros Kalesi’ndeki öncelikli amacımız kalenin tarihini ortaya çıkarmak. Bunun dışında Türk dönemine ait cami ve hamam kalıntılarına ulaşmayı planlıyoruz. Ayrıca sonraki yıllarda yapılacak restitüsyon (buluntuların, eserin çizimi), konservasyon ve restorasyon projemiz mevcut. İleriye dönük olarak da su altı araştırmalarının yapılmasını istiyoruz. Bu bölgede 9. ve 10. yy’larda yapılmış olan deniz savaşlarına ait batıkların hatta daha erken bir döneme ait liman kalıntılarının olabileceğini düşünüyoruz. Orta Çağ yazarlarının belirttiği, iki yakayı birbirine bağladığı söylenen zincire dair veriler de böylece elde edilebilir. Ayrıca İstanbul’da bir tapınak bulunması da oldukça heyecan verici olabilir.

 

Kazı çalışmalarında önemli buluntulara ulaşılabildi mi?

Kazı çalışmalarımız bu sene bir aylık bir dönemde gerçekleştirildi. Öncelikli olarak jeofizik çalışmaları yapıldı ve böylece kale içinde olabilecek yapı kalıntılarına ulaşmak hedeflendi. Bu verilerin ışığında açılan alanda sivil mimariye ait yapı kalıntısının bir kısmına ulaştık. Geç döneme ait bu yapı içinde, zemin seviyesinin altında, Bizans dönemine ait olan ancak Osmanlı döneminde de kullanılan künkler (pişmiş topraktan yapılmış su hatları) ortaya çıkarıldı. Küçük buluntu olarak da Sultan 3. Mustafa dönemine ait bir gümüş sikke, iki metal gülle, Osmanlı dönemine ait fincanlar ve iki lazımlık bulundu. Ayrıca yoğun miktarda seramik kap parçaları, tütün içmek için kullanılan pipolar, metal kapı kilitleri, ahşap çivileri de çıkan buluntularımız arasında.

 

Bilim dünyasından nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Uluslararası bilim camiası Yoros Kalesi’ nde yaptığımız bu çalışmaya çok önem veriyor. Sürekli yabancı araştırmacılardan ve üniversitelerden işbirliği teklifleri almaktayız. Ayrıca bizim çalışmalarımızın sonuçlarını bekliyorlar. Buradaki çalışmalar, hem Bizans ve Osmanlı hayatına ait bilgi verecek, hem de eğer Zeus tapınağına ulaşabilirsek ilk Grek kolonilerinin Karadeniz’e açılması ile ilgili tartışmalara ışık tutacak.

 

 

 

12/10/2011
3007 defa okundu
İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsü
34452 Beyazıt/Fatih-İstanbul
Tel: 0 (212) 440 00 00