This page was exported from İstanbul Üniversitesi [ http://iutest.istanbul.edu.tr ]
Export date: Tue Nov 21 12:01:57 2017 / +0000 GMT

Hemodinamik Tedavinin Öncülerinden Prof. Dr. Civan Işlak: Kişiselleştirilmiş Tıbba Yöneldik



(Yazan: Yrd. Doç. Dr. Özgü Yolcu, “Hemodinamik Tedavinin Öncülerinden Prof. Dr. Civan Işlak: Kişiselleştirilmiş Tıbba Yöneldik, İstanbul Üniversitesi Bilim Kültür ve Sanat Dergisi, Sayı:5, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü, Yıl:2010, ss:72-77)

 

Yazının yer aldığı dergiyi okumak için tıklayın:

http://iudergi.istanbul.edu.tr/s5/index.html

 

Prof. Dr. Işlak, anevrizma vakalarındaki kişiye özel risklerin önceden öngörülebilmesi için damar duvarının bilgisayarda modellemesi üzerinde çalışıyor. Modelleme tamamlandığında vakalara gerçek operasyon yapılmadan önce anevrizmanın riski hesaplanıp ardından sanal tedavi uygulanarak sonuçları izlenebilecek.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (CTF) Radyoloji Ana Bilim Dalı Nöroradyoloji Bilim Dalı Baş­kanı Prof. Dr. Civan Işlak, anevrizma vakaları üzerine çalışan en önemli bilim adamları arasında yer alıyor. Hemodina­mik tedavinin öncülerinden olan Prof. Dr. Işlak, anevrizma ve yaptıkları çalışmalar hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

CTF’nde Nöroradyoloji Bilim Dalı ne zaman kuruldu?

Nöroradyoloji Bilim Dalı, Radyoloji Ana Bilim Dalı’na bağlı olarak 1997’de kuruldu. Bilim dalımızda hem tanısal hem de tedavi edici çalışmalar yapıyoruz. Burada gerçek­leştirilen girişimsel nöroradyoloji çalışma­ları, İstanbul’da yapılan girişimsel nörorad­yoloji vakalarının yaklaşık üçte ikisinden fazladır. Bu çalışmaların bir bölümü damar problemleri ile ilgili, bir bölümü de damar dışı problemlerle ilgilidir. Üzerinde çalıştı­ğımız konulardan biri intrakranyal hipo­tansiyon yani kafa içindeki basınç düşmesi sendromudur. Diğer bir bölümü anevriz­malar ve damar duvarının plastik deformas­yonları ile ilgilidir. Ayrıca hemodinamik tedavi ile uğraşıyoruz. Bu çalışmalarla ilgili olarak bir de damar duvarının modellemesi üzerinde çalışıyoruz.

Anevrizma nedir?

Anevrizma, damar duvarını oluşturan malzemenin bazı nedenlerle bir deformas­yona uğramasıyla oluşan, damar duvarından dışarı çıkmış bombelerdir. Bu kese şeklinde de olur, iğ şeklinde de; ama buradaki temel neden damar duvarının elastiki özelliğinin bozulmasıdır. Bu nedenle duvarda kalıcı deformasyon ortaya çıkıyor. Kalıcı defor­masyon bir kere oluşunca hemodinamik fak­törler yani altta yatan akım faktörleri sürekli olarak bu anevrizmayı büyütüyor. Anev­rizma bu basınca dayanamayınca yırtılma oluyor. Anevrizmaya bağlı beyin kanaması oluşuyor.

 

Yırtılma olduğunda gerekli müdahale yapılmazsa bu durum nelere yol açabilir?

Bu konu gerçekten de çok ciddi. Anev­rizmaya bağlı oluşan kanamalarda ilk an­daki risk, tabii ki yaşamsal riskten bahse­diyorum, yüzde ellinin üzerinde. Bu, şu gerçeği ortaya koyuyor: Anevrizmalı ol­gularda tedavinin mümkünse kanamadan yapılması ve kanamamış bir anevrizma ile karşılaşıldığında kanama riskinin de doğru hesaplanması gerekir.

 

Anevrizma’nın nedeni nedir?

Anevrizma herkeste olabilir. Bunda ge­netik yatkınlık da önemli olabiliyor. Bazı ailelerde damar duvarına gücünü veren kompozit malzemelerde bir problem varsa anevrizma daha sık görülebiliyor. Ama biz günümüzde damar duvarında deformasyona yatkınlık gösteren yerlerde akımın stresi ile bunların oluştuğunu kabul ediyoruz.

 

Hemodinamik tedavinin dünyadaki öncülerinden birisiniz. Bize kısaca hemodinamik tedavinin ne olduğunu anlatabilir misiniz?

Hemodinamik tedavilerde damardaki şe­kilsel problemleri düzeltmiyorsunuz, şe­kilsel problemleri yaratan akım faktörle­rini düzeltiyorsunuz. Akımı alıp başka bir yere doğru yönlendirebiliyorsunuz, ters çevirebiliyorsunuz ya da bölebiliyorsunuz. Akımı düzenliyorsunuz ve anevrizma ken­diliğinden kaybolup gidiyor. Bu genellikle kesenin pıhtılaşması ile oluyor. Ayrıca akım faktörünü ortadan kaldırdığınız zaman ba­lonun tekrar oluşmasını da engelliyorsu­nuz; hemodinamik tedavi budur.

 

Hemodinamik tedaviyi ilk defa 2000 yılında gerçekleştirdik. 2002 yılında Shanghai’daki 2. Uluslararası Nöroşirurji Kongresi’ne konuşmacı olarak çağrılmış­tım. Hemodinamik tedavi ile ilgili konuş­mayı ilk defa orada yaptım. O zamanlar bu genellikle dudak bükülerek bakılan bir şeydi; ama şimdi akım yönlendirici stent­ler, anevrizmaların yüzde 5’iyle yüzde 10’u arası bir bölümde kullanıyor. Geçtiğimiz iki yıl içerisinde biz de bu yöntemle 60’tan fazla anevrizma vakasını tedavi ettik. Şim­dilerde ise kişiselleştirilmiş tıbba yönelme­ye başladık. Bir süredir bu konu üzerinde çalışıyoruz.

 

Kişiselleştirilmiş tıp ile ilgili çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Anevrizma vakalarının görülme sıklı­ğı % 1 ile 3 arasında. Ancak bu vakaların hepsinde kanama meydana gelmiyor. Her yüz kişiden birinde anevrizma görülürken yılda her yüz bin kişiden 15’inde kanama oluyor. Yani kanama sıklığı çok daha az. O nedenle anevrizma bulunduğu zaman “te­davi edelim” diye üstüne atlamak gereksiz. Burada temel nokta, hangi anevrizmanın kanayabileceğini önceden öngörerek ha­reket edebilmektir. Biz o balonu müdaha­le etmeden bıraktığımız zamanki risk ne, bırakmayıp tedavi ettiğimiz zamanki risk ne? İşte kararımızı bu soruların cevabına göre vermek istediğimiz için kişiselleştiril­miş tıbba yönelmeye başladık. Yani bire­yin sorunlarını, bireyin özelliklerine göre değerlendirmeniz gerektiğini düşünüyo­rum. Yani sizi tedavi ederken kullanılacak olan risk hesaplaması ve tedavi yöntemleri, beni tedavi ederken kullanılacak olanlardan muhtemelen farklıdır, çünkü örneğin bazı insanlarda 4 mm’lik anevrizmalar patla­mıyor, bazılarında patlıyor. Aramızda bir farklılık var. Bu tür farklılıkların göze alı­narak karar verilebileceği kişiselleşmiş bir tıbba doğru gidiyoruz. Tıp kişiselleşiyor. Benim yola çıkış amacım şuydu: Ben ka­namamış bir balon gördüğüm zaman, bu balonu tedavi etmenin riskini az çok bili­yorum. Peki, bu balona müdahale etmeme­nin riskini hesaplayabilir miyim? Şu anda bu soruların cevabını bulmak için damar duvarlarının modellemesi üzerinde çalı­şıyoruz. Modellemeden sonra ortaya ko­yacağımız ve hesaplamada kullanacağımız parametreler sizde ayrı bende ayrı olacak.

Ne kadar zamandır bu çalışmaları yürütüyorsunuz?

2002’den bu yana İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki arkadaşlarımızla birlikte bunun üzerinde çalışıyoruz. Sonunda visko­elastik damar duvarı yaptık; 3 katmanlı bir damar duvarı modeli. Bu damar duvarı mo­delinin içerisine sanal olarak tedavi edici ci­hazı koyduktan sonra onun oluşturduğu etki­leri öngörebiliyoruz. Burada problemi doğru modellemeniz, modellediğiniz probleme sa­nal bir tedavi uygulamanız, uyguladığınız sa­nal tedavinin sonucunu da öngörüyor olma­nız gerekiyor. Benim, bu balon kanayacak mı kanamayacak mı saptamasında bulunmam gerekiyor. Çünkü her kanamış balon, kana­madan bir dakika önce kanamamış balondur. Kanadığı zaman da vakaların yarısı, kanama olur olmaz kaybediliyor. Demek ki bu gru­bun içerisinden, kanama ihtimali yüksek olan grubun önceden bilinmesi lazım. Ben eğer sizin damarınızın özelliklerini bilip damar duvarınızı modelleyebilirsem, bu balonun nasıl bir yük altında olacağı konusunda fikir sahibi olursam, size genel istatistikler yerine kişiselleştirmiş bir bilgi sunabilirim. Amaç, o bireyin özelliklerine klinik, biyokimyasal, biyomekanik özelliklerine uygun bireyselleş­miş kararlar verebilmek.

Bilim dalınızda uluslararası düzeyde çok önemli eğitimler de gerçekleştiriyorsunuz. Bunlar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Fransa’daki bir grup hekim -ki arala­rında konumuzun öncülerinden olan Pro­fesör Jaques Moret de var- ve Hacettepe Üniversitesi Girişimsel Nöroradyoloji Üni­tesi ile birlikte canlı yayın desteği ile eği­timler gerçekleştiriyoruz. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin içinde bir operasyon gerçek­leştirilirken dünyanın dört bir yanından gelen hekimler aynı anda operasyonu izle­yebiliyor. Bu eğitimlerde hastanın kimliğini belli edecek hiçbir isim veya görüntü kulla­nılmıyor. Son olarak yaptığımız 2. LINNC-ACINR Workshop eğitimine Arjantin, Du­bai, Avustralya gibi dünyanın her yerinden yaklaşık 1000 uzman doktor katıldı. Böyle­sine büyük çapta bir kursu düzenleyebilmek bizim için onur verici.

 

 

 

 

 


Post date: 2011-10-11 23:55:56
Post date GMT: 2011-10-11 23:55:56
Post modified date: 2011-12-02 15:30:24
Post modified date GMT: 2011-12-02 13:30:24

Export of Post and Page has been powered by [ Universal Post Manager ] plugin from www.ProfProjects.com